Erdoğan, Ülke Tv – Kanal 7 Ortak Yayınında Gençlerle Buluştu. Siyasetten, Sanata Her Soruyu Cevapladı

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Ülke TV – Kanal 7 ortak canlı yayınında, Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet, Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk ve Gazeteci Turgay Güler’in sorularını yanıtladı.

Erdoğan, Kanal 7 – Ülke TV ortak yayınında katıldığı “Cumhurbaşkanı ile Seçim Özel” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

AFRİN ZAFERİNİN YIL DÖNÜMÜ

Erdoğan, “Geçtiğimiz yıl 18 Mart 2018’de sabah saatlerinde 08.30’da ‘Afrin’in kontrol altına alındığı müjdesini vermek istiyorum.’ cümlelerini kullanmıştınız bir mitingde. Bugün 18 Mart 2019, acaba Afrinlilere mesajınız neler?” sorusu üzerine, şunları söyledi: “Afrin’e verdiğimiz sözü, programımızı, planımızı, belirlediğimiz gibi Afrin’de tahakkuk ettirdiğimizden dolayı mutluyuz. Her şeyden önce şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize şifalar diliyorum. Afrin’de gerçekten Mehmetçiğimiz, Özgür Suriye Ordusu çok büyük bir mücadele verdi. Afrin’deki o azmi, o kararlılığı, o imani noktadan teşviki görünce dedim ki bu iş biter. Buradan geri dönüş olmaz. Çünkü mevsim koşullarının çok sert olduğu bir dönem oldu. Ama buna rağmen bizim askerimiz içeriden bazı düşmanların da olmasına rağmen, güya bizim askerimizin giyeceği, şuyu, buyu yokmuş. Bu tür şeyleri de söylediler. Bizim bir defa teknolojik olarak imkanlarımız vardı. Her ne kadar bize stratejik ortak olarak gözükenler, karşımızdakilere her türlü desteği veriyorsa da bu desteklere rağmen biz, bütün silah, mühimmat ile birlikte Mehmetçiğimizle, Özgür Suriye Ordusu ile beraber kararlıydık. Yerin altında çok ciddi tüneller açılmıştı. Bu tünelleri açanlar arasında, koalisyon güçlerinin içinde özellikle de Fransa’nın önemli bir yeri vardı. Onların meşhur bir çimento firması var. Onun orada çimento fabrikası vardı. O çimento fabrikasından oranın bütün ihtiyacı karşılanmış ve o tüneller o şekilde açılmıştı. O tünelleri kurmalarına rağmen bizim askerimiz o tünelleri de onların başına geçirdi. Çünkü bu tünellerin içinde ameliyathaneler kurdular. Depolar orada. Askerimiz bunların hepsini yakaladı, başlarına geçirdi.”

“BUNU AMERİKALILARA ANLATAMAMIŞTIK, TRUMP İNANMAMIŞTI”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu’nun, Mehmetçiğin çok ciddi yükünü aldığını, planlayanın, koordine edenin Mehmetçik olduğunu anlatarak, “Özgür Suriye Ordusu’nun liderler takımı beni ziyarete geldi. Onların gözünde ‘biz bu işi bitireceğiz’ kararlılığı vardı. Ben bunu tabii Amerikalılara anlatamamıştım. Sayın Trump ile konuştuğumuz zaman ‘Benim generaller bana şöyle şöyle şöyle diyor.’ diyordu. İnanmıyordu. Benim generaller de bana böyle böyle böyle diyor. Bizim generallerimiz ‘Biz Özgür Suriye Ordusu ile Rakka’yı hallederiz.’ dedi. Özellikle buradaki YPG, PYD güvenilir takımlar değildir. Bunlar tam manasıyla teröristtir. Bunların hala terörist olduğunu kabul etmediniz ama gün ola harman ola edeceksiniz.” diye konuştu.

BEKA MESELESİ

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, seçmenin beka meselesine bakışının ne olduğuna ilişkin soru üzerine Erdoğan, milletin buna nasıl baktığını ifade etmekten öte beka meselesinin ne olduğunun millete anlatılması gerektiğini söyledi.

Ana muhalefet partisi ve diğerlerinin “Beka meselesi yoktur.” dediğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: “YPG’nin, PYD’nin terör koridoru olarak ilan ettiği yer bizim sınırımız değil mi? 911 kilometre sınır var ve buradan Kilis’e, Gaziantep’e, Urfa’ya roketlerle, havanlarla yapılan saldırılar bizim beka meselemiz değil mi? Yüzlerce buraya atılmış bombalar, havanlar var. 100’ün üzerinde buralarda şehidimiz var. Bunları beka meselesi olarak görmeyeceğiz de neyi göreceğiz? Biz bunlara ‘İyi yapıyorsunuz, hoş geldiniz mi?’ diyeceğiz. Buna hakkımız var mı? Bay Kemal’in keyfi yerinde. Niye? ‘Oradan atılsa bu tür bombalar, havanlar falan filan… ‘YPG bize saldıracak mı?’ diyor. Daha ne yapacak? Bize saldırdı bile. Şu anda eğer biz o terör koridorunu kapatmamış olsaydık, Afrin’den ve Cerablus’tan biz yarma harekatımızı gerçekleştirmemiş olsaydık, bugün bizim güneyimiz tamamen bu teröristler tarafından işgal edilmiş olacaktı. Biz bunu Kobani’de yaşadık. Kobani’de Obama bir gece beni aradı, ‘Kobani yarın düşecek.’ dedi. ‘Ne olacak?’ dedim. Bana verdiği cevap, ‘İlla burayı açın, bunlara yardımcı olun, bunlar da içeriye girsinler.’ ‘Biz bunu şu anda yapamayız.’ dedik. Ama sizin anlattığınız gibi de bir durum söz konusu değil. Öyle bir noktaya getirdiler ki o gece helikopterlerle Kobani’ye sandıklarla silahları, mühimmatı indirdiler. Ciddi bir çatışma bölgesi de orada oluştu.”

“SAVAŞ KAPIDAYSA HAYDİ GELİN, TOPUNUZ GELİN!”

“Bunlar beka meselesi olmaz mı?” diyen Erdoğan, yine “1 Temmuz’a kadar terörle mücadele yasasını kaldırmazsanız savaş kapıdadır.” denildiğini belirterek, “Yasal olarak kesin suçtur. 1 Temmuz geldi, geçti. Savaş kapıdaysa haydi gelin, topunuz gelin.” diye konuştu.

“NEREYE KAÇARSAN KAÇ, KOVALAYACAĞIZ!”

Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’de terör örgütü PKK’nın inlerine girildiğini anımsatan Erdoğan, FETÖ’ye de “Nereye kaçarsan kaç kovalayacağız” dediğini kaydetti.

Erdoğan, “10 binler eğer cezaevinde duruyorsa, hukuk noktasında ne yapılıyorsa bunların bir sebebi var. Demek ki böyle yol geçen hanı değil bu memleket. Öbürü kalkıyor, Kandil’den mesaj veriyor. ‘Oylar kesinlikle şuraya.’ Diyorlar ki bizim onlarla bir ilişkimiz yok.” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da oylar HDP’ye, batıda AK Parti ile MHP’yi yok edeceğiz.” dediğini dile getiren Erdoğan, Türkiye’de Kürdistan diye bir bölge olmadığını, Kürdistan’ın Irak’ın kuzeyinde yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Çok seviyorsan, defol git oraya, orada yaşa.” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİZ BUNLARA GEREKEN DERSİ VERMEZSE DAHA DA ŞIMARACAKLAR”

Bu gerçeklerin millete anlatılması gerektiğini, bunların hepsinin bölücü hareket olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: “Zaten bunlarda bir bölücü örgütün şu anda önde gelenleri değil mi? Arkalarında bunların terör örgütü var. Bunlar da siyaseten önde görünenler. Bunlara 31 Mart’ta sandıkta milletim gereken dersi vermezse bunlar daha da şımaracaklar, azacaklar. Bizim birbirimizle olan sadakatimiz, rabiamız dediğimiz konu bu. ‘Bütün olarak birbirimizi çok iyi anlamamız lazım. Bu oyuna gelmememiz gerekir.’ diye bu ifadeleri kullanmak zorunda kalıyoruz.”

Erdoğan, Kandil’deki terörist başının talimatı verdiğini belirterek, “Ama ne diyorlar, ‘Bizim onlarla bir alakamız yok, hiçbir temasımız yok, onlarla ittifakımız yok.’ Her şey ortada. Onun için 31 Mart sandığı çok önemli. Şu ifadelere karşı bir beka meselesidir. Bunun cevabı da ancak sandıkta en güzel şekliyle verilecektir.” diye konuştu.

“YAPAMAZLAR, ÇÜNKÜ TÜRKİYE’YE İHTİYAÇLARI VAR”

Yeni Zelanda’daki terör saldırısında, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun oğlunun söylemlerinde ve Hollandalı AP üyesi Kati Piri tarafından hazırlanan “2018 Türkiye Raporu”nda Ayasofya ve İstanbul’un sürekli zikredilmesi hususunu değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“İsrail, siyonizmin beşiği. Orada şu anda seçim var. Başbakan şu anda yargılanıyor, hanımı yargılanıyor. Hepsi de aynı şeylerden yargılanıyor. Manidardır. Oğlu da bu olayla aynı derinlikte olan ifadeler kullanıyor. Bir defa ‘Konstantinopol’ ifadesi durup dururken söylenecek bir şey değil. Babasıyla yatan bu evlat aynı şekilde kalkıyor. AP’deki kadını zaten hiç dile dolamaya gerek yok. Hiç propagandasını yapmayalım. Avrupa Parlamentosu’nun almış olduğu kararların, yaptığı açıklamaların bizi bağlayıcı hiçbir yanı yok. Kıymet-i harbiyesi yok. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Bunlar, Avrupa Birliği’nin bizimle müzakereleri durdurması nasihatinde bulunuyorlar ya ah keşke öyle bir şey yapsalar, bizimle müzakereleri durdursalar veyahutta Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin dışına çıkarıverseler. Yapmazlar, yapamazlar çünkü Türkiye’ye bunların da ihtiyacı var.”

“BİLDİĞİM ÇOK ŞEY VAR, AMA SABIRLIYIM, BU BİLGİLER ZAMANINDA KULLANILINCA DEĞERLİ OLACAK”

Erdoğan, kendisinin sabırlı olduğunu belirterek, bu alanda bildiği çok şey olduğunu söyledi. Bunların zamanında kullanılınca değeri olacağını ifade eden Erdoğan, zamanlı kullanılmayan bilgilerin değerli olmadığını aktardı.

“BİZ PETROL ZENGİNİ DEĞİLİZ, TEKNOLOJİMİZLE, SANAYİMİZLE NE YAPIYORSAK, ONLARLA AYAKTAYIZ”

Erdoğan, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun gerekli açıklamaları yaptığını dile getirerek, “Ama bunlar dürüst ve samimi değil. Şunu unutmayacağız. Biz Müslümanız. Bunlarsa İslam düşmanı. Sıkıntının nirengi noktası bu. İslam dünyasına bakın. Ses çıkıyor mu? Çıkmıyor. Biz petrol zengini değiliz ki kardeşim. Biz şu anda teknolojimizle ve sanayimizle ne yapıyorsak onlarla ayaktayız. Onlar da petrolün şımarık çocukları. Maalesef ‘Yok şu kadar sipariş verdim, bu kadar sipariş verdim.’ Oraya onu buraya şunu filan aktarmak suretiyle ayakta durmanın mücadelesini veriyorlar. Biz öyle yapmayacağız. Biz onurumuzla ayakta duracağız. Elimizden geleni her türlü gayreti göstereceğiz. Siyasetin dilini iyi kullanacağız.” diye konuştu.

Ekonomiyi yürütmedeki başarının yanı sıra, beka sorununda da birilerinin oyununa gelmeyeceklerini anlatan Erdoğan, beka sorununu Afrin’de, Cerablus’ta atlattıklarını söyledi.

“İDLİB BİZE ÇOK BÜYÜK BİR FATURA OLARAK DÖNEBİLİRDİ AMA O KONUYU GAYET İYİ BİR NOKTAYA GETİREBİLDİK”

Erdoğan, Rusya’yla müzakerelerin başarılı bir şekilde yürüdüğünü belirterek, “İdlib bize çok büyük bir fatura olarak dönebilirdi. Ama İdlib’i gayet iyi noktaya getirebildik. Sorun bitmedi. Ama görüşmelerimiz devam ediyor. Temenni ederim ki onu da en ideal şekilde bir yere oturtacağız.” dedi.

“BİR AN ÖNCE BU MAKAMLARA GELMENİZ LAZIM”

Seçimlerde gençlere yönelik en önemli vaadi sorulan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, AK Parti döneminde gençlere seçme ve seçilme konusunda sağlanan kolaylıkları hatırlattı.

Erdoğan, ilk etapta seçilme yaşını 25’e çektiklerini anımsatarak, akabinde bu sınırın da 18’e indirildiğini kaydetti.

Gençlerin kendilerine güvenmeyen siyasilere oy verebildiği hususuna dikkati çeken Erdoğan, “Bizim dedemiz Fatih Sultan Mehmet Han düşünün o 19 yaşında bir çağı kapatıp bir çağı açıyor. Böyle bir kudret. Böyle bir güç onda var. Biz bunu gördüğümüz zaman ne yapacağız. Biz de ecdadımızın bu ulaştığı seviyeye ulaşmamız lazım. Biz 18-19’da yapmayız da 21-22’de yaparız. Ama biz de o yolda olalım. Adımlarımızı o istikamette atalım. Sistemde eksiklerimiz olabilir. Eğitimde öğretimde eksiklerimiz olabilir. Bir taraftan bunları da gidermemiz lazım. Bir taraftan da gençliğimiz ‘Ben de bu makama geleceğim.’ demesi lazım. Buraya tırmanması lazım. Kendinde kompleks görmemeli. İşte şu anda Avusturya’nın başındaki adam. 27-28 yaşında dışişleri bakanı oldu. Şimdi Türkiye’nin belası. Gerçekler var. Onun için size ihtiyacımız var. Çok iyi çalışacağız. Bu makamlara bir an önce gelmeniz lazım. Kadınıyla erkeğiyle.” ifadelerini kullandı.

“EN MUTLU OLDUĞUM, ZEVK ALDIĞIM GÖREV İBB BAŞKANLIĞIDIR”

Erdoğan, “Siyasi yaşamınız boyunca birçok görevde bulundunuz bunların içinde en zevk aldığınız hangisiydi?” sorusu üzerine ise şunları kaydetti: “Gerçekten en mutlu olduğum, zevk aldığım nedir derseniz? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır. Çünkü İstanbul’u devraldığım zaman bir felaketti. Hep diyorum ya ‘CHP 3 Ç’dir.’ Çöp, çukur, çamur. Gerçekten böyleydi İstanbul. Siz tabii ki hatırlamıyorsunuz. Anne ve babalarınıza sorun nasıl bir İstanbul olduğunu. 94’teki İstanbul’u bir sorun. Çöp dağları… Hava kirliliği… Teneffüs edemezsiniz. CHP’nin günkü belediye başkanı 50 bin eve doğal gaz götürebilmiştir. Ben cezaevine girerken 1 milyon 250 bin eve doğal gazı götürmüştüm. Hava o zaman temiz hale gelmişti. Gazeteler maske dağıtıyordu. Neden? Kirli havayı teneffüs etmesinler diye. Su yoktu İstanbul’da. Benzin istasyonları gibi su istasyonları kurulmaya başlanmıştı.”

İstanbul’a suyun getirilmesi çalışmalarını anlatan Erdoğan, Avrupa ve Anadolu yakalarında bu konuda yapılanlar hakkında bilgi verdi.

Erdoğan, İstanbul’un 2040 yılına kadar su sıkıntısı olmadığını belirterek, bu sorunu kendilerinin çözdüğünü ifade etti.

Kentteki çöp depolama sistemini hatırlatan Erdoğan, Ümraniye’de gerçekleşen patlamada 39 kişinin öldüğünü anlattı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, hava kirliliğinin de doğal gazın yaygınlaşmasıyla çözüldüğünü aktararak, kentin bu konuda sorununun kalmadığına vurgu yaptı.

Yerel seçimlerin ilçeler ve büyükşehirde çok büyük önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, “Başımızı iki elimizin arasına alacağız. Gerek gençliğimizin gerekse de şu anda gençlerin üstünde annelerin babaların oylarını verirken artık bu işi çok basite alan bir havada değil. İstanbul’un kaderini ‘Marifet iltifata tabidir.’ anlayışıyla ele alması ve buna göre de oyunu kullanması gerekir. Ondan sonra ‘Yandık.’ demenin hiçbir anlamı olmaz.” diye konuştu.

MANSUR YAVAŞ KONUSU: YARGININ VERDİĞİ KARAR KENARA KONULACAK BİR ŞEY DEĞİL

CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş’la ilgili iddiaların Ankara seçimine yansımalarının nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu konuyla ilgili olarak bu belgelerin ortaya çıkması ve yargının Sayın Yavaş’la ilgili verdiği karar, bunlar kenara konulacak bir şey değil ve bu seçime böyle girebilse dahi, seçimden sonra çünkü bunun dokunulmazlığı yok, bunlar milletin önüne geldiği zaman burada çok ciddi bir bedeli kendisi ödeyeceği gibi maalesef tabii Ankaralı hemşehrilerimize de ödetme durumuna düşüyor. Yani burada çok dikkatli olmak gerekiyor.”

MEHMET ÖZHASEKİ YORUMU

Ankara’da iki adayın yarıştığını, bunlardan birinin Mansur Yavaş diğerinin ise Mehmet Özhaseki olduğunu anımsatan Erdoğan, “Şimdi bunları benim partilim olduğu için söylemiyorum. Bir gerçeği söylememiz lazım. futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutmamak gerekir. Kaldı ki bu zat, zaten yuvarlanıyor. Kökeni itibarıyla MHPli. Geldi, CHP’den girdi, iki kez girdi ve kaybetti. Mehmet Özhaseki ise 5 kez Kayseri’de Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Yaklaşık 25 yıl Kayseri’yi yönetti ve Kayseri’yi nereden aldı, nereye getirdi. Bu, çok önemli.” ifadelerini kullandı.

Özhaseki’nin daha sonra Ankara milletvekili olduğunu ve ilk etapta kendisini Çevre ve Şehircilik Bakanı yaptıklarını aktaran Erdoğan, belediyecilikte ciddi deneyimi olduğunu, bu bakanlığın da belediyelerle ilintili birçok işlevinin bulunduğuna işaret etti.

“TUTTUĞUNU KOPARAN BİR ARKADAŞIMIZ”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Özhaseki’nin bu işi çok iyi bildiğini dile getirerek, “Tuttuğunu koparan, koşturan, insanlarla ikili ilişkilerinde çok hassas, pırıl pırıl bir arkadaşımız. Dürüstlükse dürüstlük. Gönülden hizmetse bu var.” dedi.

“KURŞUNLU CAMİSİ’Nİ BUNLAR KURŞUNA TABİ TUTTULAR”

Bu arada Mehmet Özhaseki’nin üzerine çok önemli yük de yıktıklarına vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti: “Her tarafı bu terör örgütü çukurlarla delik deşik etmiş ve bitişik nizam evlerde de apartmanlar aşağıdan tünellerle birbirine bağlanmıştı. Bütün buraları ‘Mehmet Bey dedim bunları yıkmamız lazım’ ve mağduriyet olmadan, oralarda yaşayan insanlara biz konutlarını yapıp vereceğiz. Bakınız Diyarbakır, o Sur içi, dışı her yer… Ve 3 gidiş, 3 geliş, 4 gidiş, 4 geliş yollar ve aydınlık. Şu andaki adayımız orada Mehmet Bey’in eli ayağı idi. Oraya kayyumdu, şimdi de belediye başkan adayı yaptık. Sur içini gayet güzel bir şekilde ele aldık. Oralarda piknik alanları vesaire Dicle’nin boyunda şu anda muhteşem bir peyzaj çalışması ile birlikte güzellikler var. Malum Kurşunlu Camisi’ni bunlar kurşuna tabi tuttular. Kim bu? HDP denilen dinsiz, imansız, ateist olan takım. Bunların böyle bir yapısı var. Cami vesaire bunlar bir şey dinlemediler, okulları yakanlar, yıkanlar bunlar değil mi ? Bunlar için yakmak, yıkmak bunlar kolay şeyler. Tek şeyleri bunların, anında yakmaktır, yıkmaktır ama benim vatandaşım, benim Kürt kardeşim buna dikkat etmesi lazım yani illa bunlar Kürt’tür diye bakmaması lazım. Kürt de olsa yakıyorsa, yıkıyorsa bu memlekete bu millete zarar veriyorsa, öldürüyorsa bunlarla yol yürümemesi lazım, buna çok dikkat etmemiz lazım. ‘Bana kim hizmet veriyorsa onun yanında olurum.’ demesi lazım.”

“GÜVEN YOKSA İSTİKRAR YOKTUR”

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ekonomide seçim sonrasına dönük birtakım spekülasyonların yapıldığının hatırlatılması üzerine, şunları söyledi: “Biz şu anda mahalli idareler seçimi yapıyoruz, genel seçim değil. Aslında benim iki kelimem var. Hep bunu söylerim, bu iki kelime ekonominin anahtarıdır. Birisi istikrar, birisi güvendir. Eğer bir ülkede güven yoksa istikrar yoktur, güven ve istikrar birbirinin mütemmimi iki kavramdır. Bunu yakalarsanız mesele yoktur. Biz yaklaşık 16-17 senedir bunun üzerinden çalıştık. Şu anda bir yerel seçimdeyiz. Ben Cumhurbaşkanı olarak 4,5 sene Allah ölüm vermezse, hayat devam ederse ülkenin başındayım ve kabine olarak zaten mevcut kabinemle yola devam edeceğiz. Yerel yönetimlerle bu konuda herhangi bir sıkıntımız söz konusu değil. Kimler kazanır bilemeyiz, kazanan kendi ilinden, ilçesinden, beldesinden sorumlu olacaktır. Hesabını sonra kendisi verir ama bizler devlet yönetimi olarak gerek Cumhurbaşkanı olarak şahsım, gerek tüm bakanlarım tüm kurumlarımız hepsiyle biz hizmete devam edeceğiz. Bunda bir sıkıntı yok.”

Bugün Çanakkale’de olduklarını hatırlatan Erdoğan, orada 18 Mart Köprüsünün keson kuyuları ile alakalı bir adım atarak birinci tüpü orada indirdiklerini söyledi.

“DEVLET KURUMLARINA GİRMENİN TEK YOLU: KPSS”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan; bir öğrencinin “İşsizlik her ülkede sorun. Devlet kurumlarına girme konusunda ne diyeceksiniz bizlere?” sorusu üzerine, “Devlet kurumlarına girme noktasında yol tek: KPSS… Kamu Personel Seçme Sınavı’na gireceksin, bütün maharetini orada ortaya koyacaksın. Kazandığın takdirde zaten devlete girersin.” ifadelerini kullandı.

“DEVLET, KENDİNE GÜVENMEYENLERİN GİTTİĞİ BİR KAPI OLMAMALI”

İş denilince yalnızca devlet kapısının algılanmaması gerektiğini belirten Erdoğan, kendisinin de yıllarca özel sektörde çalıştığını hatırlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti: “Devlette çalışırken çok cüzi bir para alıyordum ama özel sektöre geçtim, 4 katını aldım. Bu noktada bizim toplumumuzda şöyle bir sıkıntı var, ‘Devlete girersem, kimse beni atamaz.’ havası var. ‘Devlete kapağı atma.’ diye bir laf var ya, bunun olmaması lazım. Ben kendime güveniyor muyum? Güveniyorum. Niye ben özel sektöre gitmeyeyim? 12 bin 500 lira alıyordum, 50 bin lira maaşla başladım. Kendini ispat. Bunu yapacaksın. Bunu yaptığın zaman kazancının da bir zevki olur. Kendini özel sektörde de ispat et. Dolayısıyla devlet kendine inanmayanların, güvenmeyenlerin gittiği bir kapı olmamalı. Niye ben özel sektöre gitmeyeyim? Eğer hakikaten başarılıysan özel sektörde bugün çok daha iyi paraları veren yerler var, oralara gitmek lazım. Çekinmemek lazım. Devlette de zaten KPSS ile tutturdun mu puanı… Devlet zaten sizden daha iyisini bulacak değil ya, puanı tutturanı devlet rahatlıkla alıyor ve alır. Ben Bay Kemal gibi konuşmam ama açık konuşurum, açık sözlüyüm. Devlet her üniversiteyi bitireni bir işe yerleştirmez. Bu Amerika’sında da böyledir, Batı’sında da böyledir. Onlarda da girersiniz imtihanı kazanabilirseniz sizi yerleştirir. Kazanamıyorsanız o zaman siz kendinize alternatifler meydana getirmeye çalışacaksınız. Bu iş böyledir. Kaliteli olanı da bulduğu zaman özel sektör de devlet de onları peşinden kovalar.”

Erdoğan, kendisine başvuran başarılı gençleri yurt dışına da millet, devlet adına gönderdiğini belirtti. “Devleti şirket gibi yönetme” gibi bir tabiri de kullandığını aktaran Erdoğan, “Devlette bir mantık var, affınıza sığınıyorum, ‘Devletin malı deniz, yemeyen domuz.’ Yıllarca böyle devletin malına baktılar ama biz böyle bakamayız. Biz, devletin bir defa kuruşunu çok dikkatle harcayan bir iktidar olmaya mecburuz. Bunu yakaladığımız anda da bizi kimse yakalayamaz.” diye konuştu.

YASTIK ALTI KİTAPLARIM: SAFAHAT VE İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ

Bir öğrencinin, gençlik yıllarında kendisine ilham veren kitapları sorması üzerine Erdoğan, “Benim yastık altı kitabım Safahat’tı. İkincisi de ‘İdeolocya Örgüsü’ydü.” ifadelerini kullandı.

BELEDİYELERİN BORÇLARI

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yerel yönetimlerde finans yönetiminin büyük önem taşıdığını, bu konuda başarılı olamayanların adeta battığını ifade etti.

Belediyelerin borç altında olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bizim partimiz de diğerleri de iyi bir konumda değil. Bir defa istihdam politikaları yerel yönetimlerin çok kötü. Bütçesinin yüzde 30’unu istihdama ayırması gerekirken bırakın yüzde 30’unu yüzde 60, yüzde 80, bazen yüzde 100’ü aşanlar bile var. Bunlar da ne yapıyor, finansı çökertiyor. Ondan sonra nereye başvuruyorlar? Hemen bankalara; kredi alma, vesaire. Oralara da başvurdukları zaman, oralardan da bazıları kapıyı kapatıyor. Bazıları verse bile bu faizlerin yükü altından kalkamıyorlar.” dedi.

Belediyelerin öncelikle altyapı sorununu çözmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Bakıyorsunuz yağmur suyu kanalları çalışmıyor, atık su kanalları çalışmıyor, kanalizasyonlar çalışmıyor veyahut da bunlar birbirine bağlanmış. Şöyle bir yağmur şiddetli geldiği zaman taşıyor, taştığı zaman da bütün şehir sular altında kalıyor. Bazısında tabii atık su vesaire şehri istila ediyor. Niye? Ciddi manada altyapı ele alınmamış. Bunların yapılması lazım. Buralardan işe girmek lazım. Buna artık önem vermemiz gerekiyor. Artık yıllar yılı geçti hala bu işte çok başarılıyız diyemem.” ifadelerini kullandı.

“İZMİR’İN İÇME SUYU İHTİYACINI BİZ KARŞILADIK”

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İçme suyu noktasında da ciddi sorunlar var. Birçok ilin, içme suyu sorunu hala devam ediyor. Dün İzmir’deydim. İzmir’de aynen Haliç gibi Körfez bölgesinde bir yer var ve burayı belediye hala temizlemiş değil. İzmirli bu kokuyu teneffüs ediyor ama hala CHP belediyesiyle bilmiyorum bu seçimde yola devam eder mi? Koku bizi bile orada vurdu. Ne olacak? Temizleyeceksin. Bu senin görevin, merkezi yönetimin değil. Mesela biz, Gördes Barajı’nı yaptık, merkezi yönetim olarak. Aslında Büyükşehir Belediyesinin görevidir şehrin su ihtiyacını karşılamak. Baktık İzmir’de böyle bir sıkıntı var. İzmir’in içme suyu ihtiyacını da merkezi yönetim olarak biz karşıladık. Şu anda orası Gördes Barajı’ndan içme suyu olarak beslenmektedir. Hatta bazı dört beş ilçenin de bu ihtiyacını karşılamak için adımlar attık.”

ÇADLI BİR ÖĞRENCİNİN “AFRİKA’DA SÖMÜRGE SİSTEMİ NASIL BİTECEK” SORUSU

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde yüksek lisans eğitimini gören Çadlı bir öğrencinin, “Sömürge sistemi Afrika’da nasıl bitecek? Herkes farkında ama bunu değiştiremiyoruz?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, şöyle konuştu: “Ben Çadlı kardeşime bir şey söyleyeceğim; önce değiştirmekte sen kararlı mısın? Orada şu anda yönetimde olan arkadaşlarımızın değiştirmekte kararlı olması şart. Kısa bir süre önce misafirimdi zaten Başkanları. Afrika’nın sıkıntısı burada. Afrika, bakıyorsunuz, çoğu bunların Fransa sömürgesi oldukları için kalkıp da Fransa’ya karşı dirsek çeviremiyorlar. Fransa’da bunlara bir şey vermiş değil, bol bol nasihat veriyor. Herhangi bir destek filan söz konusu değil. Bu sömürgecilik çok kötü bir şey. Çoğu asimile olmuş zaten. Bir defa diliyle girmiş. Diliyle girmenin yanında her türlü oradaki malı mülküyle o satıyor, onun ürünleri orada satılıyor. Bizim kendileriyle ziyaretinde filan da kendilerine anlattığım gibi onlar da bize geldiğinde anlatıyoruz. Bu tavrı koymak çok başka bir şey ki Çad’dan on binlerce insanı soykırıma tabi tuttular. Ruanda da aynı şeyi yaptılar: Cezayir’de aynı şeyi yaptılar. Batı’nın sömürgecilik anlayışı hiçbir zaman durmadı ama bugün de durmaz, yarın da durmaz. Eğer Çad’da zaman zaman terör eylemleri oluyorsa altında bu olaylar yatıyor.”

Yeni yetişen neslin, gençlerin bu noktada büyük oynaması gerektiğini aktaran Erdoğan, “Ülkelerine döndüklerinde siyasette yerlerini almaları lazım. Oralarda yerlerini aldıktan sonra da işte bak, Türkiye’de neler var, neler oldu. Biz göreve geldiğimiz zaman kişi başına milli gelir 3 bin 500 dolardı. Hamdolsun şu anda biz, 11 bin doları yakaladık, bu ara bir düşme var. Bu daha da artacak.” diye konuştu.

“BAZI KİŞİLER BİZE NÜFÜSU AZALTMAYI TAVSİYE EDİYOR!”

Türkiye’nin nüfusunun ortalama her yıl 1 milyon arttığını, bazı kişilerin ise kendilerini nüfusu azaltmayı tavsiye ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Ben de diyorum ki rızık Allah’tandır. En az 3; nüfusu artırmamız lazım. Çünkü ekonominin ağırlık merkezi neresidir diye sorarlarsa, kesinlikle insandır. İnsan varsa üretim var. İnsan varsa tüketim var. Tüketim olmazsa üretim olmaz. Geçen gün Bay Kemal diyor ki ‘İşsizliği gidermenin tek yolu var, üretim, üretim, üretim.’ Ben de bir yerden cevap verdim, ‘Bay Kemal, yatırım olmadan üretim olur mu? Yatırım, yatırım yatırım.’ Önce yatırımı yapacaksın ki üretim olsun. Yatırım olmadan üretim olur mu? İşi bilmiyor. Alışacak.” dedi.

BAYBURT, BAYBURT OLALI BÖYLE HİZMET GÖRMEDİ

Bir gencin Bayburt’un gelişimiyle ilgili sorusu üzerine Erdoğan, “Biz Bayburt’a üniversiteyi yaptık. Bunun dışında hamdolsun Anadolu lisesine, fen lisesine varıncaya kadar bunları Bayburt’umuza getirdik. Hala Bayburt’ta böyle yatırımlar devam ediyor. Ama hepsinden öte Gümüşhane üzerinden Bayburt’u Zigana Tüneli ile şu anda Karadeniz’e bağlıyoruz. Geçmişte oranın sıkıntıları çok çok daha büyüktü. Aynı şekilde Bayburt’u Erzurum’a yine çok farklı bir şekilde bağladık. Ulaşımı itibarıyla Bayburt’u ciddi manada rahatlattık. Bayburt, Bayburt olalı böyle bir hizmet görmedi.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, başka bir soru üzerine ise AK Parti’ye oy veren gençlerin miktarının da oranının da diğer siyasi partilerle mukayese edilemeyecek şekilde önde olduğunu dile getirdi.

Gençlerin yüzde 40-45’inin AK Parti’ye oy verdiğini gördüklerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: “Tüm bunların yanında üyeler açısından da bizde 30 yaş sınırı var. 30 yaşın altında gençlik teşkilatımızın mensuplarıdır. Ve 1 milyon civarında bizim sadece gençlikte üyemiz var. O sınırı aştığı anda onları ana kademeye alıyoruz. Bayanlarda da bizim şu anda üye sayımız yaklaşık 4,5 milyondur. Hiçbir siyasi partinin böyle bir üye sayısı yok. Diğerlerinin topunun üyesini alsanız bu rakama ulaşamazsınız. Bizim toplamda üye sayımız zaten yaklaşık 11 milyon civarında. Bu noktada da gayet iyi bir konumdayız. Birimlerimiz var, araştırma geliştirme merkezimiz, medya tanıtım. Onlar sosyal medyayı en ideal şekilde kullanırlar ve gençliğe ulaşma noktasında Ar-Ge merkezimizle medya tanıtım bölümümüz oralara yönelik çalışırlar ve başarılı olarak da bu çalışmaları sürdürüyorlar.”

TWEET SORUSU

Erdoğan, “O Tweetleri siz mi atıyorsunuz?” sorusu üzerine ise “Ben ekibimi kurdum Tweetleri onlar atıyor. Çünkü Tweete pek iyi bakmıyorum. Konuları bilirler, ona göre hemen sorarlar. Biz de uygundur deriz ve atarlar. Şimdi ben bir de onlarla uğraşırsam bu çalışmaları kim yürütecek?” dedi.

İRAN’LA ORTAK OPERASYON

“İran ile doğu sınırda PKK’ya yönelik ortak operasyon” konusunda değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “Uzun zamandır İran-Türkiye sınırında… Orada biliyorsunuz PKK’nın İran yüzü PJAK’tır. Biz de PKK. PJAK’tan İranlılar rahatsız. Tabii biz de PKK’dan rahatsızız. Zaman zaman bizden o tarafa zaman zaman onlardan bu tarafa… Bunlara karşı ortak operasyon, ortak eylemi konuştuk. Hamdolsun bu gece yapıldı. Daha önce de yapıldı ama bu daha kapsamlı bir şey oldu. Bunu devam ettirecekler. Bizim buradaki kararlılığımız birçok şeyi de orada farklı bir şekilde etkileyecektir. İş burada kalmayacak. Bunun devamı var. İran tarafı da bizim arkadaşlarımız da kararlılıklarını sürdürüyorlar. Ortak operasyonlar. Ne kadar etkisiz hale getirildiği daha açıklanmadı.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, siyasi tecrübelerini kaleme alıp almayacağı hususunda gelen soru üzerine ise şunları söyledi: “Siyasette bunları siyasetçinin kendisine sormak siyasetçiyi zor durumda bırakır. Bunları ben yazmaya kalkarsam… Bunlar artık geçmişte kaldı. Yazdırıyorum. Bu görevleri yapan arkadaşlarım var. Yaklaşık 10-15 arkadaşım çalışıyorlar. Bu eserler de çıkmaya başladı. Bunları önümüzdeki yıldan itibaren piyasaya da süreceğiz.”

Eserlerde yapılan konuşmalar ve hizmetlerin yer alacağı bilgisini veren Erdoğan, bu eserlerin yazıldığını ve gelen misafirlere verildiğini söyledi.

Erdoğan, eserlerin başta devlet başkanları olmak üzere hediye edildiğini yineleyerek, “Bunlar sadece Türkçe değil, İngilizce ve Arapça olarak basılıyor. Gelen ülke lideri hangi dil üzerine ise bunlardan hediye ediyoruz. Sadece devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları veyahutta büyükelçiler değil. Biliyorsunuz büyükelçileri kabullerimiz var. Agreman dediğimi olay var. Onlar geldiklerinde bunlardan birer tane hediye ediyoruz ki onların büyükelçiliklerinde bizim eserlerimiz bulunsun. Bu şekilde bunu devam ettiriyoruz. Ama özellikle son dönemde ‘Dünya Beşten Büyüktür’ adlı eserim. onu hemen hemen her gelene dışarıdan, uluslararası bir marka konumunda olanlara hediye ediyorum. Dünyanın beşten büyük olduğunun anlaşılması lazım. İlk etapta üç dil. Türkçe, İngilizce ve Arapça.” diye konuştu.

Bütün müzakere ve görüşmelerde mutlaka not tuttuğunu dile getiren Erdoğan, bu notları özel kalemine ilettiğini ve orada tasnif edildiğini anlattı.

KYK BORÇLARI

Erdoğan, “Birçok öğrencinin ortak derdi olan KYK borçlarını affı veya indirimi var mı?” sorusu üzerine, şunları söyledi: “Bu soruya iki türlü cevap verilir, bir Bay Kemal gibi, bir Tayyip Erdoğan gibi. Bay Kemal gibi cevap verirsek ‘Sildim gittim.’ der ama benim Erdoğan gibi cevap vermem lazım. Ben 82 milyonun hakkının olduğu bir parayı korumak uğruna bunu vermem lazım. Bir defa kredide iş bulduğunuz zaman faiz yok, bu borcunuzu ödemeye başlıyorsunuz, taksitleri de çok çok düşük. Biz geldik, harçları kaldırdık mı? Kaldırdık. Bizden önce vardı ama bu burs olduğu zaman ödeme yok ama kredide ödeme var. Bunu da sigortalı bir işe girdiğin andan itibaren taksitli olarak faizsiz olarak ödüyorsun. Bunu da artık devlete çok görmeyelim ve bu da sizi rahatsız edecek bir ödeme planı değil. ‘Bana devletim okuma imkanı sağladı, ben de okudum, mezun oldum, onun kredisiyle okudum, sonra da paramı sigortalı olduktan sonra taksit taksit ödedim.’ Bunun huzuru içinde hayata atılmak çok da isabetli olur diye düşünüyorum.”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bir öğrencinin, “Gençler sizden ‘Yüzümüzü Asya’ya dönmeliyiz.’ sözünü duymak istiyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

‘BİRBİRİMİZİ ALLAH İÇİN SEVECEĞİZ’

“Diyorum her zaman, rabia. Tek millet. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle Abhaz’ıyla, Roman’ıyla, bu ülkede 82 milyon biz tek milletiz. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz, bizde ayrımcılık yok. İki, tek bayrak. Bizim bayrağımıza eş asla, o paçavraları filan yanına koyuyorlar ya, asla bunları kabullenemeyiz ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Oradan da tek vatana geçiyoruz, tek vatan. 780 bin kilometrekare. Biz buraya nereden geldik biliyor musunuz? Biz buraya 22 milyon kilometrekareden tıraşladılar tıraşladılar ve 780 bin kilometrekareye geldik. Ecdadımızın tüm hakim olduğu yerlerin miktarı o dönemde 22 milyon kilometrekare. Şu anda 780 bin kilometrekare. Tek vatan derken, buradan asla taviz vermek yok, burası bizim son kalemizdir. Bunun için Afrin’de de Cerablus’ta da ne gerekiyorsa her şeyi A’dan Z’ye yaptık ve yaparız. Dördüncüsü tek devlet. Devlet içinde devlet asla tanımıyoruz. Devletimiz tektir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başka yok. Buna da eş bazıları kurmak istediler. İşte bu malum güneydoğudakiler, Kandil’den yönetilenler, sonra inkara başladılar, onu külahıma anlatsınlar. Hepsinin biz gizli dosyalarını biliyoruz. Dert başka ama bunlar bir ülkede böyle bir hayale gerçek olarak ulaşamayacaklar. Bunun için de bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız. Birbirimizi de makam ve mevki için sevmeyeceğiz. Bu benim hemşehrimdir, bu Laz’dır, bu Türk’tür, bu Kürt’tür, bu Arnavut’tur, bu Çerkez’dir, bu Roman’dır, bu Abhaz’dır. Ben insanım o da insan. Rabb’imiz ne buyuruyor, ‘Biz sizi kavimler halinde yarattık.’ Üstünlük hangi kavme ait olduğunla değil, üstünlük ittika iledir, takva noktasında, Allah’a yakınlık konusunda kim daha üstünse üstün odur. Onun için kimse afra tafra yapmasın. Ancak müminler kardeştir ve kardeş olarak sadece ve sadece Allah için seveceğiz.”

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart seçimlere değinerek, “31 Mart malum ülkemiz için bir beka sorununun halli kararının verileceği bir tarih.” dedi.

‘KİŞİ SEVDİKLERİYLE BERABERDİR’

Seçimde dörtlü çetenin olduğunu ifade eden Erdoğan, “CHP, sözde İYİ Parti, HDP ve onun yanında Saadet, dördü birleşmişler, bir adımın içindeler. Neyi nereye taşıyacaklar ortada. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu. Bir diğeri de çok önemli sevgililer sevgilisi Peygamberimiz ne buyuruyor, ‘Kişi sevdikleriyle beraberdir.’ Bunları bir kenara koymak mümkün değil. O zaman hareket tarzımız, ölçümüz bu. Buna göre adımlarımızı da atacağız. 31 Mart gençliğimiz, geleceğimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olsun.” diye konuştu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir