ROMA Çıkartması Diplomatik Bir Zaferdir

Egemen BAĞIŞ, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile aynı heyette olduğu Avrupa ve Vatikan Temaslarını değerlendirdi.

Bağış: “Türkiye’nin Avrupa ile ilişkileri köklü ve uzun bir geçmişe dayanır. Anadolu bir Türk yurduna dönüştüğünden itibaren daha 11 nci yüzyılda Avrupalılar bu topraklara “Turchia/Turquie” (Türkiye) diye haritalarında bile yer vermiştir. O zamandan bu zamana savaşlarla, ticaretle, siyasi çekişmeler ve işbirlikleriyle takriben bin yıl geçmiş. Avrupa ile ilişkilerimizi var olup-olmama savaşlarına karşın kesmemiş bir ülkeyiz. Bundan sonrada kesmeyeceğimiz aşikâr. Birbirini yüzlerce yıl savaşlarda katleden Avrupalı milletlerin 20. Yüzyıldaki en büyük projesi Avrupa Birliği ile kan ve kaynak kaybetmeye son vermeleri önemli bir başarıydı. Fakat dünde yaptığınız olumlu işleri bugün devam ettiremezseniz yarınların olumlu devam edeceğinin garantisi yoktur”. Dedi

AVRUPA BİRLİĞİ VE TERÖR

AB kapısında bizim kadar bekletilen başka bir ülke daha yok. Haliyle Türk halkında AB’ye karşı olan inanç ve katılım arzusu günden güne azalmakta. Oysa devam eden müzakereler var ve 2002’den bugüne çok yol kat ettik. Fakat güncel süreçte Avrupa ülkelerinin bazılarının PKK, DHKP-C ve FETÖ gibi terörist örgüt mensuplarının ülkelerinde faaliyetlerine ses çıkarmamaları, terör suçlularını kendi hukuk sistemlerinin üzerine topu atarak iade etmemeleri vb. birçok dostluğa yakışmayan tutum halkımızın nezdinde AB’ye karşı negatif etki yapıyor. Artık her dediklerine boyun büken bir Türkiye olmadığı için çıkarları çakışınca iyice tersleşen ve karşısında güçlü bir Türkiye bulan bazı AB ülkeleri iç politikalarının da etkisiyle milliyetçi ve hatta İslam karşıtı söylemlerin etkisinde kalıyor. Tabi bunu tüm Avrupalı siyasetçilere ve destekçilerine mal edemeyiz. Dedi

ZEYTİN DALI OPERASYONU

“Afrin’e gerçekleşen “Zeytin Dalı Operasyonu” devam ederken, Türk halkı AB’ye karşı iyice karamsar bakmaya başlamışken ve ABD’nin YPG/PYD’ye mantıksız desteği garip bir şekilde hala sürüyorken ve Kudüs konusunda aldığı kararın ve BM’de oylamayla bunun aksi yönde aldığı kınama kararının etkileri sıcaklığını korurken bu hafta başı bendenizin de Sayın Cumhurbaşkanımızın davetiyle iştirak ettiğim kendisinin Vatikan ve İtalya temaslarında çok önemli konular müzakere edildi. dedi.

ROMA VATİKAN TEMASI

“İlk durağımız Roma Şehri’nde bulunan ve Dünya’nın yüzölçümü olarak en küçük 2nci devleti olan Vatikan’dı. 2013 yılında altı yüzyıl sonra bir Papa’nın (XVI. Benedikt) yaşarken bu görevden ayrılmasıyla şu an başta bulunan Fransuva (Francois) Papa ve devlet başkanı seçilmiştir. Vatikan 0,44 km2’lik yüzölçümü ve 800 kişilik nüfusuna karşın 1,2 milyar kişilik Katolik toplumunu temsil etmektedir. Vatikan’a Cumhurbaşkanı seviyesinde ilk ziyaretimiz rahmetli Celal Bayar tarafından 1959 yılında gerçekleşmiş ve bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretine kadar farklı düzeylerde ziyaretler gerçekleşmiş. Bizde zamanında AB Bakanı olarak Vatikan’a resmî bir ziyaret gerçekleştirmiş hem AB sürecimiz için destek almış hem de o zamanki Papa’nın Mavi Marmara vahşeti dolayısı ile İsrail’i sert bir dille kınamasını sağlamıştık. Dedi.

Papa Fransuva mütevazı, diğer dinlere karşı yumuşak söylemleri olan ve bazı yönetimsel reformlar yapmayı hedefleyen birisi olarak bilinmekte. Yalnız 2015 yılında Vatikan’da bir ayinde 1915 olaylarını 20nci yüzyılın ilk soykırımı olarak tanımlamasıyla ilişkilerimizi germesi neticesinde aynı gün büyükelçimizi merkeze çektik. 2016’da Vatikan’ın görüşlerimize yakın bir açıklama yapması ile tekrar büyükelçimiz görevine dönmüştü.

Papalık yüzölçümüyle, nüfusuyla ve ordusuyla bir güç teşkil etmiyor olarak görünebilir fakat temsil ettiği değerler ve inananlar neticesinde büyük bir yumuşak güce sahiptir. Uluslararası toplumda etki alanı bulunan Vatikan ile ilişkilerimizin seyri de önemlidir.

KUDÜS ve ABD’ye KARŞI PAPA’NIN TAVRI!

Bağış: En son şahit olduğumuz Trump’ın Kudüs kararına karşın ve Avrupa’ya gelen göçmenlere karşı Avrupalı devletlerin takındığı tavır hususunda Papa’nın desteği ve insani hamlelerde göstereceği yaklaşım önemlidir. İslamiyet’in terörle bağdaşmadığını daha öncede ifade etmiş olan Papa’nın bu konuda Hristiyan dünyasında artan bu olumsuz algıyı kırmakta önemli bir etkisi olacağını görüyoruz. Vatikan ile 1990’lı yıllardan sonra “ sözde dinler arası diyalog” söylemiyle irtibatları artan FETÖ mensuplarıyla arasına mesafe koyması ve terör örgütleriyle mücadelede işbirliği yapılması ülkemizin beklentileridir. En büyük işbirliği konusu üç dinin de kutsal mekânı olan Kudüs’tür. Evangelist ve Siyonistlerin kafalarına göre Kudüs’ü sahiplenip hakkında kararlar alıp yönetmek istemelerinin Papa’nın da tepkisini çekmiş olmasını Filistin ve Kudüs’e dair açıklamalarından anlıyoruz. Dedi.

Kudüs tüm dinlerin kutsal şehridir bu yönde bir denge siyaseti ile Katolik dünyasının da desteği sağlanabilir. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız bu politika ve işbirlikleri hususunda dünyayı mesafe tanımaksızın kat ederek görüşmeler gerçekleştirmektedir. Vatikan ziyareti bu iş birliği ve destek bağlamında çok önemli ve faydalı olmuştur.

ROMA TEMASLARI

İkinci durağımız İtalya’nın başkenti olan Roma’ydı. Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Sayın Cumhurbaşkanımız baş başa görüştükten sonra heyetler arası çalışma yemeğine geçtiler.

İktidara geldiğimiz 2002 yılından itibaren özellikle Berlusconi döneminde tavan yapan Türkiye-İtalya ilişkileri bugüne kadarki süreçte Almanya, Hollanda ve Fransa gibi ülkelerle ilişkilerimiz gerilirken olumlu havayı devam ettirmiştir.

İtalya hem bize yakın bir iklimi olan ve uzun yüzyıllardır ticaret ve diplomatik ilişkilerimizin olduğu bir ülke. İktidarımız döneminde artan ihracat rakamları İtalya ile ticaret hacmimize de yansımıştır. Karşılıklı ticaret hacmimiz 19,8 milyar dolara gelmiş olan İtalya’nın bir çok markası üretim yapmak üzere ülkemize Avrupalı bir çok markadan önce girmişti. İlk aklımıza gelen rahmetli Vehbi Koç’un da ısrarlı girişimleri neticesinde fabrikası kurulan FIAT markasıdır. İtalyan ve Türk firmaları karşılıklı iki ülkede de yatırımlar yapmaktadırlar.

Ayrıca TYİE, TAP ve TANAP enerji hatlarıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanan doğal gaz boru hatları İtalya ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha da ileri götürecektir. Zaten heyetler arası görüşmelerde Enerji Bakanımız Sayın Berat Albayrak ve çalışma ekibi hazır bulunmakla kalmayıp çok önemli katkılar sağladılar. Ayrıca Kıbrıs Adası etrafındaki hidrokarbon kaynaklarının araştırılması hususunda iki ülke arasında çözümlenmesi gereken detaylar var. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin ilan ettiği sözde parsellerde İtalyan firmaları arama faaliyeti gösterme çabasında. AB genelinde yaşanan bu problemin İtalya ayağında ikili ilişkilerimizi çözüm için kullanmaktayız.

Ayrıca İtalya ile özel sektördeki ortak üretimler haricinde ATAK Helikopteri ve GÖKTÜRK-1 Keşif Gözetleme Uydumuz ortaklaşa üretilmiş ve milli silah ve uzay teknolojimizin gelişmesi açısından büyük bir adım olmuştur. NATO’da müttefikimiz olan, ortak silah sanayi üretimi yaptığımız İtalya’nın güney sınırlarımızdaki terörist unsurlara karşın Zeytin Dalı Harekatı’na desteğini açıkça ilan etmesi ve ülkesindeki FETÖ, PKK ve diğer unsurların faaliyetlerini kısıtlaması en önemli beklentimiz. Ayrıca İtalya’nın PYD/YPG’nin de terörist PKK’nın uzantısı olduğunu dile getirmesi önemlidir. Malum ABD bu teröristleri Suriye’nin yerli Demokratik Güçleri olarak lanse etmektedir. Bu arada İtalya’nın 3 hafta sonra seçime gidecek olmasına rağmen tüm siyasilerin kampanyaya ara verip Türkiye Cumhurbaşkanını ağırlamak için seferber olmalarının ülkemize verilen önemin göstergesi olduğunu ve Türkiye dostluğu ile tanınan eski Başbakan Berlusconi’nin 82 olan yaşına rağmen ülkesinin geleceğinde en etkili siyasilerden olduğunu belirtmemiz gerekir.

Devlet başkanları ve çalışma heyetleri arasında böyle ikili temaslar özellikle diasporası ve dünyada kendini anlatmakta zayıf kalmış ülkemizin diplomatik açılımı yönünden önemlidir. Kendimizi FETÖ, Zeytin Dalı Harekâtı, Kıbrıs, 1915 olayları vb. daha birçok olayda ifade edebilmemiz gerekmektedir. Avrupa’nın her dediğini yapan olmayalım ama dik duruşumuzu da diyalog kanallarını kesmeden siyasi destekler sağlayarak yaptığımız birçok faaliyette meşruiyetimizi sorgulanır hale getirmememiz elzemdir. Bu açılardan değerlendirildiğinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşlik etmekten onur duyduğumuz ROMA çıkartmasının diplomatik bir zafer olduğunu söylemeliyiz. Dedi.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir